Okula Alışma Sürecinde Neler Yapılabilir?

“Okul Öncesi Eğitim” sürecini kapsayan 0 ila 6 yaş ( 0-72 ay), çocukların bütün gelişimsel alanlarda kaydedeceği ilerlemenin en hızlı olduğu ve kişiliğinin temellerinin atıldığı bir dönemdir. Çocuğa yeni öğrenme fırsat ve olanakları hazırlayan çevre, onun gelecekteki özgüveni ve mutluluğu açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak anaokuluna başlamak çocuğun yaşamındaki büyük değişikliklerden biridir. Çocuklar anaokuluna başlayana kadar, ailesinin içinde kurmuş olduğu iletişim ağı bütün hayatını etkilemektedir. Bu nedenle okula yeni başlayan çocuğun anne-babasına büyük ölçüde bağımlılığı devam etmektedir. Ailesi içinde tüm ilgi onda iken okulda 10-15 çocuktan biri olmaktadır. Ailesi içinde sadece dört-beş kişi ile iletişim kurarken okulda çok daha fazla kişiyle iletişim kurmak zorundadır. Karşılaştıkları bu yeni ortamda kaygı duymaları ve çeşitli davranış değişiklikleri göstermeleri oldukça doğaldır.

Ebeveynlerin hem kendileri hem de çocukları için bu durumu doğal bir süreç olarak görmeleri oldukça önemlidir. Anaokuluna başlarken yaşanan bu ayrılığın çocuğu olumsuz etkileyip etkilemeyeceği anne-babaların en çok aklına takılan sorudur. Fakat yaşanan bu ayrılık çocukta travma oluşturacak bir durum değil, olumlu bir gelişme olarak görülmektedir. Ebeveynlerinden ayrılmaları, sosyalleşme isteklerinin doğduğu gelişimsel bir döneme denk geldiği için tehdit ya da travmatik bir yaşantı oluşturmamaktadır. O nedenle çocuğunuzu okula bırakırken vicdan azabı çekmeyin. Bunu onun iyiliği için yaptığınızı sık sık aklınıza getirin.

Çocuğun Gözünden Okula İlk Adım
Bu dönemde çocukların hissettikleri önemsenmeli ve duygularını dile getirmesine yardımcı olunmalıdır. Çünkü ebeveynler gibi çocuğun da aklında okula dair bir takım sorular olmaktadır.
  • Neden annem ve babamdan ayrılıyorum?
  • Bütün bu çocuklar kim?
  • Öğretmenim beni burada koruyabilecek mi?
  • Annem gidip de, ya geri gelmezse, ne olacak?
  • Evin yolunu da bilmiyorum
  • Burada ne yapacağım?
  • Ağlarsam belki annem benimle kalır
Bu düşünceler okula alıştıktan bir süre sonra kaybolur. Kısa bir sürede kaybolmasında anne-babanın rolü oldukça büyüktür. Anne-babalar hem sözel olarak hem de davranışlarıyla bu soruları yanıtlamalıdır. Örneğin; ailelerin, çocuklarına her sabah okula gitmeden önce, okulda neler yapacaklarını anlatmaları korkuyu ve belirsizliği azaltacaktır.

“Oyun oynayacaksın, şarkı söyleyeceksin, bahçeye çıkacaksın ve yemek yedikten sonra, biz gelip seni alacağız.”

Kimi durumlarda ise çocuklar alışma dönemi içerisinde bu soruların yanıtlarını yaşayarak daha iyi almaktadır. Örneğin; “Annem ya beni almaya gelmezse” gibi bir düşünceyi her çocuk okulun ilk günlerinde yaşar. Sözel olarak açıklasanız dahi ancak onu almaya geldiğinizde ve bu durum bir rutine bindiğinde gerçekten rahatlar, artık bu sorunun üstüne bir çizgi çizer. O yüzden özellikle okulun ilk günlerinde çocuğun tam vaktinde alınması çocuklarda kaygıyı azaltmaktadır. Eğer çocuk bu soruların yanıtlarını net alamazsa, örneğin, onu okula bırakırken anne-babanın beden duruşunda ya da ses tonunda bir endişe görürse muhtemelen çocuk bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Okula alışması düşünceleri netleşene dek devam edecek ve okula uyumda zorlanacaktır. Ailelerin konuşurken seçtikleri sözcükler ve beden dilleri alışma döneminin önemli kilit noktalarıdır. O nedenle çocuklar kadar ailenin de okula alışma dönemine hazır olması gerekir.

Anaokuluna başlayan çocuklarda; iki farklı davranış kalıbı ortaya çıkmaktadır.Bunlardan ilki okula başladıkları ilk günlerde gözlemlenmektedir. İçe kapanma, etkinliklere katılmama gibi… Diğeri ise okula başlar başlamaz ortaya çıkmamakta, genellikle ortalama ikinci ay içinde kendini göstermektedir.

Okula Uyum Sürecinde Çocukların Gösterdikleri (Normal)Tepkiler
  • Anne-babanın kucağından inmek istememek,
  • Okuldan gitmelerine sarılarak izin vermemek,
  • Sürekli olarak anne-babasının ne zaman geleceğini sormak ve kapıdan ayrılmak istememek,
  • Üstünü değiştirmeye direnç göstermek,
  • Okulda öğlen uykusuna yatmamak,
  • Okulda sessizce, gruba katılmadan bir köşede oturmak.
Neden Uyumda Zorluk Yaşanır?
İlk günlerde ağlayarak gitmek istemeyişlerinin nedenleri, görmeye alışık olduğu bireysel sevgi ve ilginin yoğunluğu azalması ve okuldaki hiçbir insana güvenmeme duygusudur.

Okula Uyumu Zorlaştıran “Ailevi Etkiler”
Çocukların okula alışma döneminde günlük yaşantılarında herhangi bir farklılığın olmaması sağlıklı olacaktır. Örneğin; taşınma, oda değişikliği, bakıcı değişikliği gibi durumlar okula başlama dönemine denk gelmemelidir. Yanı sıra tuvalet eğitimi ,yalnız yatmaya başlama gibi eğitimler biraz ertelenmeli, çocuğun olağan rutini bozulmamalıdır. Çünkü okula başlamak onlar için yeterince büyük bir değişikliktir.
  • Annenin hamile olması veya kardeşinin yeni doğmuş olması
  • Anne-baba arasında problem olması veya çocuğun anne-babasının ayrılacağına dair korku ve düşüncelerinin olması.
  • Anne ya da babanın hasta olması
  • Çocuğun onun için önemli veya bağımlı olduğu bir nesneyi bırakmasının istenmesi
  • Tatil seyahatleri, yabancı yerlere sık gidilmesi ve sonucunda uyku düzeninin bozuk olması
  • Çocuğun çevresinde olan pek çok stres kaynağı.
  • Ebeveynlerin, iş nedeniyle sık sık ayrılığı
  • Ailenin yoğunluğu nedeni ile ilk günlerde çocuğun geç alınması, hazır olmadan okulda uykuya kalması, servisle dönmesi bazı çocuklarda uyumu zorlaştırabilir.
Anne-Babanın Gözünden Okula İlk Adım
Yepyeni Bir Heyecan ve Endişe

Çocuklarının okula başlaması sonucu korku, keder ve kaybetme gibi duygular hissetmektedirler. Ebeveynlerin okulun ilk gününde endişe yaratan birtakım düşünceleri durdurması çocuğun uyumunu kolaylaştıracaktır. Çünkü kaygı ve korkular bulaşıcıdır. Sizin gözünüzdeki endişeden “demek ki burada korkmam gereken bir şeyler
  • Acaba çocuğumuz tam olarak hazır mı?
  • Anne-baba olarak yeterli ve hazır mıyız?
  • Çocuğum, arkadaş edinebilecek mi?
  • Onun için burası en doğru yer mi?
  • Çocuğumu sanki kaybediyorum?
  • Onu çok özleyeceğim
  • Öğretmeni ile anlaşabilecek mi?
  • Öğretmeni ile birbirlerinden hoşlanacaklar mı?
Anne-babalar, beklentileri doğrultusunda çocuklarında, anaokuluna başladığı andan itibaren; birdenbire olumlu değişmeler ya da gelişmeler, hiç sorun yaşamadan ve ağlamadan kendilerinden ayrılması ve okula uyumlu bir şekilde başlamasını beklememelidir. Aksi halde hayal kırıklığı oluşur.

Okulda İlk Günler;
  • Her çocuk biriciktir, her çocuk eşsizdir bu nedenle öncelikle her şeyleriyle kendilerine özgü oldukları unutulmamalıdır. Bu anlamda çocuklarla ilgili aile ve okul paylaşımları oldukça önemlidir.
  • Çocuklar arasında asla okula adaptasyonla ilgili bir kıyaslama yapılmamalıdır. Kimi çocuk iki kimi çocuk bu süreci yirmi günde tamamlamaktadır.
  • Bu ilk zamanlar bir hazırlık aşaması olarak görülmelidir. Elbette ki bir sonu vardır!
  • Ebeveynlerin sakin olması çok önemlidir. Çünkü aksini hissederlerse çocuklar korkularında haklı olduklarını düşünüp uyumda zorluk yaşamaktadırlar.
  • Vedalaşma süreleri çok uzun olmamalıdır.
  • Okul çıkışlarında tam vaktinde çocuklar alınmalıdır.
  • Uyumda zorluk yaşayan çocuklarla okul ve aile işbirliği içinde yetişkinlerin yavaş yavaş uzaklaşması önerilmektedir.
  • Ebeveynlerin çocuğun okulda kalması konusunda kararlı davranmaları, görülen büyük bir problem yoksa çocukların gözyaşlarına teslim olmamaları gerekmektedir. Çünkü her çocuk kimi zaman size küçük tuzaklar kurabilir.
  • Çocuğu okula getiren kişi onun kaygılı hissedip hissetmemesinde etkilidir.
Olumlu Yaklaşım Önemlidir!
Korkutmak gibi yaklaşımlara asla yer verilmemesi gerekmektedir. “Anaokuluna gittiğinde, öğretmenin bunlara izin vermeyecek” gibi ifadeler, dehşet ve korku gibi duygular yaratmaktadır.

“Kullanılan Dil Önemlidir!”
Ayrılırken anne-babalar;
“İyi olacaksın değil mi?” yaklaşımı yerine,
“İyi olacağını biliyorum” gibi daha olumlu ve onaylayıcı bir yaklaşım tercih etmelidirler.

“Sen büyük bir çocuksun. Bu tip şeyler hissetmemeli ve yapmamalısın” diyerek, endişe arttırılmamalı, empati tekniği ile, çocuğun duyguları onaylanarak yardımcı olunmalıdır.

Anne-Babanın Kararlı ve Tutarlı Olması Gerekir!
Çocuk: “Ben okula gitmek istemiyorum. Yemekleri hiç güzel değil. Evde kalmak istiyorum.”
Baba: “Haklı bence, daha yeni iyileşti zaten bugün gitmesin.”
Anne: “Okula giderse birçok şey öğrenir bence gitmeli.”
gibi bir tablo özellikle çocuğun yanında yaşanırsa çocuk okula gitmeme konusunda daha şiddetli tepkiler verecektir. Anne-baba olarak fikir birliğinde olunmalıdır.

Okulun kapısında dahi ebeveynlerin çocuğun okulda kalması konusunda kararlı davranmaları, görülen büyük bir problem yoksa çocukların gözyaşlarına teslim olmamaları gerekmektedir. Çünkü her çocuk kimi zaman size küçük tuzaklar kurabilir.

Okula Uyumda “Anne-Baba Tutumları”
Okula gitme konusunda kararlı duramamak ve gözyaşlarına teslimiyetin olumsuz sonuçları olacaktır. Aşırı anne-baba ilgisi gelişimde gecikmelere neden olmaktadır.
  • Fazla bağımlı,
  • Kendi başlarına karar vermekten aciz olurlar.
  • Sormadan, danışmadan hiçbir şey yapamazlar
  • Girişim yeteneğinden yoksun olurlar.
  • İsteklerini ağlayarak söylerler.
Okula Uyumda “Babanın Rolü”
  • Babası tarafından ilgi ve sevgi gören çocuklar, arkadaşları ile ilişkileri daha iyi olan ve daha uyumlu çocuklar olmaktadır.
  • Babası otoriter ya da az ilgilenilen çocuklarda utangaçlık, çekinme gibi kişilik özelliklerine daha sık rastlanmaktadır.
  • Babanın aşırı hoşgörülü ve disiplin yöntemlerinin olmaması, çocuklarda okula gitmek istememeye yol açmaktadır.
  • Baba eşi ve çocuğu için güven kaynağıdır. Babanın evden kısa veya uzun süreli ayrılıkları bile çocuğu olumsuz yönde etkilemektedir.
Anne-Babalara Öneriler
  • Çocukların eğitimini gerçekleştiren okul öncesi eğitim kurumu annenin yokluğunu giderecek bir yer olarak değil de, ailenin verdiği eğitime katkıda bulunan bir kurum olarak değerlendirilmelidir.
  • Çocuğun yaşıtlarıyla ilişkiye girerek birlikte yaşamayı öğrenir.
  • Çocukta olabilecek kronik veya fiziksel bir hastalık ya da ciddi duygusal, davranışsal problemler okula bildirilmelidir.
  • Anaokuluna başlamak kaygı verici olmakla birlikte bunun sonucu olarak bazı davranış bozuklukları gözlenmektedir.
  • Çocuğun gelişim dönemi göz önüne alınmalıdır.
  • Okula senenin başında başlatmaya çocuğun uyumu için dikkat edilmelidir.
  • Aile ve okulun işbirliği içinde olması alışma dönemini kısaltmaktadır.
  • Evde bakıcı ile kalmış veya anneden hiç ayrılmamış çocukların daha çok cesaretlendirilmeye ihtiyaçları olduğunu unutmayın!
Güven duyulan çocuklar, kendine güven duyar.
Anne-babalık sadece “korumak” değildir.Gerçek ebeveynlik, çocuğun sağlıklı gelişmesine yardımcı olmak, onu yaşama hazırlamak ve güçlendirmektir.