Anne Babaların Yorumları

Sevgili BUKET Hanım,

Kıvanç ın 2,5 yaşında başlayan serüveninde heyecanlı dakikalarımızda yanımızda olduğunuz için teşekkür etmek isteriz. Şimdi 4 yaşında ve hala bizimle onun serüvenine beraber devam ediyoruz.

35 yaşında kariyerinin önemli noktasında anne olmuş heyecanlı, endişeli ve hiç kimseye güvenmeyen bir anne. Eminim sizin çok sık rastladığınız bir durum benim ise ilk defa.

Çok isteyerek ve bekleyerek dünyaya gelen o muhteşem hediye bizim için çok değerli ve biliyorum ki sizin için de, ona her bakışınızda duyduğunuz kalp çarpıntısı hayattaki herşeyin ikinci sırada geldiğini hep size hatırlatıyor. Böylesine değer verdiğimiz varlığı size emanet ederken ilk konuşmalarımızı hatırlıyorum.

Okul öncesi çocuğun yuvaya başlama yaşının ne olduğu ilk karşılaştığımız soru idi. Evde başbaşa mutlu hayatımız devam ediyordu oysa ki.

Sizinle ilk karşılaşmamızda oyun grubunu, birlikte paylaştıklarını, yemeklerini yediklerini, mendille burunlarını kendileri silmelerini, yıl sonu gösterilerini ve sahnedeki güvenlerini vs. anlattığınızda inanmak istemiştim. İlk ayrılışlarda ağlamalar, sizin çocuktan çok bizi sakinleştirmeniz. Anladım ki UZMANI DİNLEMEK GEREK dediğiniz herşey sırayla tek tek çıkıyordu ve sonunda size teslim oldum.

DÜNYA VARMIŞ. YALNIZ DEĞİLİM. GÜVENDEYİM.

Süreç içinde bizi değerlendiriyor ve tesbitler yapıyordunuz.

İZLENMEK GÜZELDİ.

Derken tuvalet eğitimi denilen herkesin değişik sistemler uyguladığı şehir efsanesine dönüşmüş o süreç geldi. Bana bize bırakın dediniz. Bir hafta drama ve birgün de bez artık yok. Sanki hep biliyordu ve birden düğmeye basıldı. Zor olması gerekirdi.

ŞAŞKINLIK.

Fazla kolay oldu sanki. Değnekle sihir yapılmıştı. Zorlama, sormalar, kaçırmalar olmadan. Anladım ki UZMANI DİNLEMEK GEREK. Bana bu kolaylığı sağladığınız için çok mutlu olmuştum.

Şimdi 4 yaşındayız. Herşeyimizi danıştığımız ve desteğinizi aldığımız için size çok teşekkürler....

Saygılarımızla,
Sevilay GENÇ SARIKAYA
(ÜMİT SARIKAYA VE KIVANÇ SARIKAYA)
OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE UZMAN BİR PSİKOLOG YARDIMI GEREKLİLİK DEĞİL ZORUNLULUKTUR

Birçok anne zamanı geldiğinde çocuğunu bir kreşe göndermekle ilgili büyük kaygılar yaşar. O doğru zamanın ne zaman olduğuna karar vermek de ayrı bir mevzudur. Benim bu kararı vermem, oğlum Alp 20 aylıkken çıktığımız iki aylık yaz tatilinin her ikimize de zehir olması ile oldu. Huzurlu ve mutlu bir bebek olan Alp bir buçuk yaşından sonra hırçın, huzursuz, hiçbir şeyden mutlu olmayan, benden asla ayrılmayan, yemek seçen ve hatta yemek yemeyen, zamanı geldiği halde konuşmaya başlamamış bir çocuk oldu. Ben Alp’in doğumu ile mesleğim olan Avukatlığa ara vermiş ve o zamana kadar da Alp’i kimsenin yardımı olmadan tek başıma büyütmüştüm. Ancak o yaz fark ettim ki Alp tamamen bana bağlı hatta bağımlı ve mutsuz bir çocuk olmaya başlamıştı. Alp’i bir kreşe başlatmanın bu aşamada bize iyi geleceği kararına vardım ve Alp’i uzun ve titiz bir araştırma sonucunda kreşe başlattım. Buket Hanım ile tanışmamız da bu vesile ile oldu. Kreşe ilk başladığımız gün ben Alp’ten çok daha kaygılı ve gergindim. Alp sadece bambaşka bir dünyada ve yabancı insanların olduğu bir ortamda olmanın korkusunu ben ise bin bir korku ve kaygıyı taşıyordum . Buket Hanım tüm bu duyguları yüzümden anlamış olacak ki bana “hazır oluncaya kadar sınıfa Alp ile birlikte gireceksiniz” dedi . O an ben mi yoksa Alp mi daha mutlu oldu çok emin değilim. Sonraki süreç her ne kadar her ikimiz de müthiş çaba gösteriyor olsak da aslında tamamen Buket Hanım’ın kontrolünde idi. Ben hayatımda ilk defa birisine teslim olmuştum. Ve bunu Buket Hanım ben hiç fark etmeden başarmıştı. İlk annelik tecrübem olduğundan Alp’in büyüme ve sosyalleşme sürecinde ne gibi şeylerle karşılaşacağım ile ilgili en ufak bir fikrim yoktu. Hayatta her konuda üç adım sonrasını öngörüp ona göre pozisyon alan ben bir muammanın içindeydim. İşte bu aşamada devreye Buket Hanım girdi ve tecrübesi ve bilgisi ile üç adım sonrasını gören gözümüz ve kılavuzumuz oldu. Karşılaşabileceğimiz her hususla ilgili zamanı geldiğinde beni bilgilendirdi. Mutlu ve huzurlu bir çocuğa sahip olmanın ilk anahtarının mutlu ve huzurlu bir anne olduğunu hep hatırlattı. Gerektiğinde Alp’in çok sevdiği öğretmenlerini yönlendirdi. Bu sayede her taş tek tek yerine oturdu. Alp artık huzurlu, mutlu , yemek problemi olmayan ve akıcı bir şekilde konuşan bir çocuk olmuştu. Sorunlar hallolmuştu. Sonra bir gün Buket hanım Alp’in tuvalet eğitimine başlamamız gerektiğini söyledi daha doğrusu tuvalet eğitimine başlıyoruz dedi. Çünkü biliyordu ki ben bu mevzuyu uzatıp durmaktaydım. Nedense bir şekilde bu tuvalet eğitimini gözümde büyütmüş gerçekleşmesi çok zor iş gibi algılamaya başlamıştım. Buket Hanım görüşmemiz sonunda Alp’ten gerekli sinyalleri aldığını belirterek eğitime başladı ve ben de kendisinin tüm direktiflerini harfiyen yerine getirdim. Alp bir haftanın sonunda tuvalet sorununu çözmüş ve bezlenmekten kurtulmuştu. Bense Buket Hanım sayesinde bu süreçteki bana en zor görünen merhaleyi yumuşak bir şekilde atlatmıştım.

Bunca tecrübenin sonunda bir son söz olarak şunu söylemek isterim ki; Buket Hanım gibi bir uzmanın bundan sonraki kılavuzluğu çok daha değerli . Çünkü çocuğunuzun doğru bir büyüme sürecinde karşılaşacağı zorluklar, problem halinde gelmeden çözüme ulaştırılmalı. Ancak sizin de bu süreçteki göreviniz de, işini bilen ve seven birisine teslim olmak, tavsiye ve direktifleri uygulamak yani egosuna yenilmeyen bir anne olmak. Her zaman çocuğunuz için en iyi ve doğrusunu sizden başka kimsenin bilmeyeceği fikrinden kurtulmak. Ben bu anlamda yapamam dediğimi yaptım. Doğru bir uzmanla karşılaştım teslim oldum ve sözünden çıkmadım. Sonuçlardan hep memnun kaldım. Şimdi tek yaptığım, oğlumun bu geri gelmeyecek yaşlarının keyfini çıkartmak. Mutlu ve huzurlu bir çocukla hayatı doyasıya yaşamak.

Aslı YÜCE KARABAYIR
Merhaba Buket Hanım,

Herşeyden önce Duru’nun Neşe Erberk Anaokulu’nda oldugu sürece, ona ve ailemize gösterdiginiz yakınlık için çok teşekkür ederiz. Biz sizi gerçekten çok sevdik; orasını bize çekici kılan en önemli unsurlardan biri sizdiniz. İşte belki bu nedenle kardeşi Kerem’i de 2 yıl sonra Neşe Erberk Anaokulu’na göndermeyi düşünüyoruz.

Kerem’in dogumuyla beraber Duru’da meydana gelen bariz karakter değişikligini biz sizin yönlendirmenizle aştık. Annenin Duru’yla daha çok zaman geçirmesi yönündeki telkininiz dogrultusunda, Kerem’in gece uykularını sağlayacak bir bakıcı ablamız olmasını sağladık ve böylece annesi Duru’yla gece daha çok zaman geçirdi; onu uykuya hazırladı; masallar okudu, bazen onunla beraber uyudu ve Duru’nun fevri tavırları zamanla azaldı.

Duru’nun yaptığı iyi şeyleri kendisinin de saymasını ve bunu bir oyuna dönüştürerek “bugün eve gelince ellerimi yıkadım; yemeğimi sofrada oturarak yedim” gibi gün içinde yaptığı olumlu şeyleri saymasını bize siz önermiştiniz ve bu öğüt Duru’nun gelişimine büyük katkıda bulundu.

Sevgiler…
Aslı – Emre Kuşçu
Buket Hanım Merhaba,

Sizin sayenizde Mert'in okula alışma süreci olsun yaşadığımız olumsuzluklarda davranış biçimimizi belirleme husunda olsun desteginiz, emeginiz çok çok fazla. Bu sebeple hersey için tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum bir kez daha.

Mert'le ilgili ilk aklıma gelen okula alışma süreci ile ilgili olan kısımdi; Hatırlarsanız zor bir süreçti hepimiz için. Siz diğer okulların, psikologların, pedagoglarin aksine haftanın 1-2 gunü yada 3 gün değil de hergün 2 saat yada yarım gün göndermemizi onermistiniz. Bu çok doğru bir yaklaşım olmuştu çünkü Mert hergün en azından 2-3saat gideceğini biliyor olmuştu, 1 gün evde kalıp tekrar umutlanip ertesi gün tekrar okula gidince kriz yasanmamisti. Böylece belki daha uzun sürecek bu okula başlama travması daha kısa sürede giderilmişti :)

Bir diğer husus bir donem yaşadığımız banyo kriziydi. Mert. Bir donem banyoya girmek istemez olmuştu.Bunu sizinle paylaştığımda; Bana merak etmememi, okulda bir drama yaparak çözeceğinizi söylemiştiniz. Sizin oynadığınız o drama ve alınan yeni banyo oyuncakları ile de bu kriz çözülmüştü :)

En önemlisi de bizim boşanma sürecimizde Mert'in psikolojisinin bozulmamasi için aldığımız önlemlerdi. Sizin babası ile birebir konuşmalarınız, Mert'in o donemde sıkı takibi, olayın ona basite indirgenip anlatılması aşamalarında hem manevi hem de profesyonel desteginiz unutulmaz gercekten....

En kısa zamanda görüşmek dileğiyle çook öpüyorummmm....

Sevgilerime....

Cansen
Merhaba Buket Hanım,

Bizim Kutlu ile ilgili olarak sizinle birlikte pek çok konu ele aldık ve çözümledik :

İlk yuvaya başladığında (2,5 yaşında) annesini de yanında istiyordu ve bırakmıyordu. Bu dönemde çeşitli taktikler vermiştiniz ve sonuçta sorun büyük bir boyuta varmadan yuvaya alışmıştı.

Üç yaş doğumgününü yuvada arkadaşlarıyla parti şeklinde kutlayacaktık. Bizim için çok özel bir gündü, bir çok şey organize etmiştik, papyonlu çok güzel bir de kıyafet almıştık. Ancak sabah Kutlu yeni kıyafetlerini kesinlikle giymiyordu. Mızmızlanıyor ve 'batıyor' gibi bahanelerle, ne desek zorluk çıkarıyordu. Organize ettiğimiz bir çok şeyi uygulayamayacağız diye endişelenmeye başlamıştık. Eşimin aklına sizi aramak geldi. Sizinle konuşmamız bizi çok rahatlatmıştı ve verdiğiniz taktik de işe yaramıştı. Siz özetle ''bu yaş çocuğu, hem doğumgünü, hem yeni kıyafet, v.s. gibi bir çok yeniliği taşıyamayabilir, o yüzden hangi kıyafetle rahat ederse onu giydirin, yavaş yavaş alışır, sorun kalmaz'' demiştiniz. Nitekim bu şekilde evden çıkabildik, papyonlu kıyafetini giymese de güzel bir doğumgünü geçirdik.

Üç buçuk yaşlarındaydı ve oyun oynarken arkadaşını biraz fazla rahatsız ettiğini, oyunun zevkinden de ''yapma, dur'' gibi uyarıları da dinlemediği gözleminizi aktarmıştınız. Bize evde yapmamız gerekenleri söylemiş, siz de Kutlu ile birebir çalışmıştınız. Nitekim kısa bir süre sonra bu huyundan vazgeçmiş ve herşeyin yoluna girdiğini teyit etmiştik.

Sevgi ve selamlarımızı iletiyoruz.
Elif & Ersan Kahyaoğlu